1 Mayıs

1 mayıs

        

         Her yıl olduğu gibi bu yıl da günler öncesinden başladı 1 Mayıs tartışmaları.Kutlayacağız kutlayamacaksınız derken her yıl ki gibi birileri 1 Mayıs’ı kutlar birileri de acaba kimi alsam bu defa içeri diye bakar bunlara.Aslında sol gruplar 1 Mayıs’ı aşırı benimsedi bu sağ grupların hiç de kutlama çabasında olmadığı işçi bayramı.Siyasal rejime karşı çıkarsan zaten terörist,provakötör damgası yediğin için sanırım sadece sol gruplar alınmış üzerine bu bayramı.

 1 Mayıs , İşçi Bayramı,bu bayramı kutlayan insanların acaba kaçı 1 Mayıs’ın gerçekten ne anlama geldiğini biliyor?Biraz fazla gaza gelip kaptırıyoruz kendimizi her şeye.

Asıl çıkış noktası işçilerin fazla çalışma saatleri dayanıyor  1 Mayıs’ın 1880li yıllarda küçük çocukların bile 14-15 saat çalıştırıldığı dönemlere.

Şirketlerin hızla büyümesine karşın; işçiler ise grev,örgütlenme,işyeri güvenliği,sağlık koşulları gibi hakların tanınmadığı siyasal rejim ile karşı karşıyaydılar.

1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu “8 saatlik iş günü” mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.

Chicago da 40bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylem kanla bastırıldı denebilir.Yine Chicago da günlük 8 saat çalışmak isteyen 1400 işçi işten atıldı.Ve o tarihlerde greve çıkan işçilere açılan ateşte işçiler yaşamını yitirdi.

İşçilere,grev yapanlara yapılan saldırılar insanların cesaretini kıramadı aksine insaları daha da cesaretlendirdi ve 1 Mayıs 1886 yılında ABD ve Kanada ‘da 350bin işçi greve çıktı.Bilindiği gibi bu yıl o zamana kadar işçi sınıfının örgütlü ve kararlı en büyük tepkisidir.İşçilerin kendine güveni tamdı 350bin üretimi durudurmuştu sanırım bu duruma ülke için felaket denebilir. İşverenler de tepkiye hazırdı sanki , yapılan saldırılar ,grev kırıcı olarak tutulan sokak çeteleri.Sokaklarda ölen işçiler vardı ve buları devlet değil! işveren değil! Sokak çeteleri öldürüyordu.İşçiler için idam isteniyordu nitekim öyle de oldu  Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES, 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları sebebiyle idam edildiler.Ve sanırım 1 Mayıs ı gerçekten bilen herkes Albert Persons ın şu sözünü de biliyordur :” Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım.”

Ve olaylardan kıyımlardan cenazelerden sonra uluslarası işçi örgütleri ancak harekete geçebildi:

Bizde de olaylar Chicago da ki gibi sanırım herkes Kanlı 1 Mayıs ‘ı duymuştur.

Ben yalnızca insana değer vermek adına 1Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak istiyorum.

 

 

Reklamlar

Herkesin bir fiyatı vardır

koltukname

LastDay6thRogerWaters-621 Roger Waters’ın The Wall konserinden bir sahne.

“Diktatör” kelimesi, malumunuz olan sebeplerle son dönemde ülkemizde çok sık telaffuz edilmekte. Ama kim diktatör, kim değil tartışmalarını dar ve kısır çerçevelere hapsetmeye de pek meğilliyiz. Özgürlüğün ve iletişimin bu kadar kolay ve çok yönlü olduğu bir zamanda diktatör olmak için ille de Hitler’e denk eylemlere imza atmak zorunlu değil.

Dünya üzerinde demokratik rejimler olduğunu iddia edip de gizli bir diktatörlük olan ya da hiç de demokratik olmadıklarını zaten beyan edip açık bir diktatörlük olan çok sayıda ülke var. En özgürlükçü, en çevreci, en demokratik yöneticiler olduklarını söyleyip vatanadaşlarına ölüm dahil her tür şiddeti uygulayanlar elbette en tehlikelileri. Koyun postuna bürünmüş kurtların etrafında ise envai çevreden insanlar bulmak mümkün. Buna müzisyenler de dahil. Hem de hiç beklemeyeceğiniz isimler bile.

Geçtiğimiz yılın yaz aylarında, Kazakistan’ın başkenti Almatı’da, rap müzisyeni Kanye West, çok seçkin konuklara ev sahipliği yapan bir otelde sahne aldı. 1991’den…

View original post 501 kelime daha

İstanbul; Dünyanın ve Avrupa’nın En İyisi

yaz-gi

Dünyanın ve Avrupa’nın En İyi Seyahat Destinasyonu İstanbul Seçildi

1476341_695268643831460_2124199433_n

Dünyaca ünlü seyahat sitesi Tripadvisor tarafından kullanıcıları arasında yapılan ankette İstanbul; 2014 yılında Avrupa ve dünyanın en iyi seyahat destinasyonu seçildi. Geçtiğimiz yıl 8.5 milyon turisti ağırlayan İstanbul, ‘Travellers’ Choice 2014’ isimli yarışmada her iki kategoride birden birinciliği kimseye kaptırmadı. Turist sayısının her yıl arttığı İstanbul’da, bu önemli başarıyla birlikte bu sene turist akını bekleniyor.

DSCF4638

21 milyonu aşkın üyesi olan Tripadvisor sözcüsü James Kay sıralamayı üyelerin oylamaları ve yorumları ile dikkatli bir şekilde hazırlandığını söyledi.

Avrupa ve Asya kıtasını birleştiren dünyanın sayılı kentlerinden biri olan İstanbul’da gezilecek çok sayıda yer var. Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi, Sultan Ahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı bunlardan sadece bazıları. İstanbul’da yaşayanların “iyi ki buradayım” demesi için 10 neden galerisi hazırlamıştık, artık yeni bir nedenleri daha var; İstanbul ödüllü bir şehir.

DSCF4741

Avrupa sıralamasında ise Türkiye’den Ürgüp ve Dalyan’da ilk 25’te yer aldı. Ürgüp en iyi…

View original post 58 kelime daha

Ahmet Ümit ile ile yazmaya dair

Gönül Ak

28 Mart Cuma akşamı atölye konuğumuz polisiye roman yazarı Ahmet Ümit’ti. Öncelikle belirtmeliyim ki kendisini yakından tanıyıp sohbet etme imkânı bulmak gerçekten çok güzeldi. Türkiye’nin en çok okunan ve sevilen yazarlarından biri olmasına rağmen Ümit oldukça tevazu sahibi. Katılımın çok yüksek olduğu etkinlik yazarın samimi ve esprili tavırlarıyla son derece keyifli geçti.

Bu sıcak sohbete dair aktarımlarım;

Ahmet Ümit henüz daha lise yıllarındayken tanışmış politik mücadeleyle. Üniversite okumak için büyük şehirlere ve yurtdışına giden ağabeylerinin getirdiği kitaplarla tanımış dünyayı.

ahmetümitYazmaya 1982 yılında bir öyküyle başlamış, aslında yazar olmak aklımın ucundan bile geçmezken. O zaman 22 yaşındaymış ve yazdığı öykü kırk dilde yayımlanan bir dergide basılmış.Tabii edebi özelliklerinden dolayı değil, politik özelliklerinden dolayı. Ama bu ona bir cesaret vermiş. Böylece başlamış yazarlık yolculuğu. Eğitim için gittiği Moskova’da bir süre şiir yazmayı denemiş. Ve 89 yılında ilk kitabı yayımlanmış “Sokağın Zulası”, bir şiir kitabı.

Mutluluğun insanın kendi içiyle alakalı oluğunu anladım…

View original post 1.021 kelime daha

Virginia Woolf’un eşine veda mektubu: “Kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum”

koltukname

Virginia Woolf Michael Daye çalışması. Daha fazla bilgi için resmin üstüne tıklayınız.

Virginia Woolf, paltosunun cebine taşlar doldurup evinin yanındaki ırmağa girdiğinde 59 yaşındaydı. Hayatı boyunca faklı farklı dönemlerde akıl hastalığıyla boğuşan Woolf, bu döngüyü daha fazla sürdüremeyeceğini hissetmişti. İntiharından önce kocası Leonard Woolf’a yazdığı veda mektubunda bunu açıkça ortaya koyuyor. Trajik bir hayatın hazin sonunu okuyoruz bu mektupta.

Woolf geriye dokuz roman, öykü derlemeleri ve birçok deneme bıraktı. Toplu eserlerine Türkçede İletişim Yayınları ile Kırmızı Kedi Yayınevi‘nden ulaşabilirsiniz. Yazarın hayatını merak edenlerse Anthony Curtis‘in ya da Quentin Bell‘in yazdığı biyografilere göz atabilirler. (Des Lettres aracılığıyla.)

View original post 151 kelime daha

Tam da memlete uygun.

Kendisini ticaretin bir parçası olarak alçaltan basın özgür müdür ? Bir yazar hayatta kalabilmek ve yazabilmek icin kesinlikle para kazanmalidir; ancak para kazanmak amaciyla yaşamamalı ve yazmamalıdır.Basının ilk özgürlüğü kendisini ticaretten kurtarmasına bağlı olmalıdır.Basını maddi geçimin bir aracı olarak gören, alçaltan bir yazar , eğer zaten kendi yaşamı onun cezası haline gelmediyse bu manevi köleliğin cezası olarak sansür adı verilen köleliği hak eder.

 

“Karl Marx”